SOSYOLOJİ NEDİR?

Sosyoloji; insanların toplumsal yaşamlarının, grupların ve toplumların incelenmesidir. Sosyolojinin ana konusu, toplumdur. Sosyoloji, insanların birbirleriyle kurdukları sosyal münasebetleri, sosyal gruplar, kurumlar ve örgütler arasındaki münasebetleri, toplu eylem, toplu direniş gibi topluluk ve fert davranışlarını, değişik düzeylerde bütün sosyal etkileşim biçimlerini, sosyal yapı özelliklerini ve bu yapıda ortaya çıkabilecek değişme temayüllerini belirli bir yöntem dahilinde inceleyen, sosyal gerçekleri ve süreçleri sistematik ve bilimsel olarak mercek altına alan bir bilim dalıdır. Sosyoloji; en genel anlamda, toplum içinde yer alan sosyal grupları, sosyal sınıfları, ekonomik, politik, sosyal, dinsel, ve hukuksal kurumları; nüfusu, örf, adet, değer, norm ve inançları; tüm bunlar arasındaki karşılıklı ilişkileri; tüm bu unsurlardaki değişmeleri inceler ve açıklamaya çalışır.
Sosyolojinin amacı; toplumların değişimini, gelişimini, yapısını araştırmak; yapılan araştırma ve açıklamaların ortaya çıkardığı bilgilere genellemeler yapmaktır. Sosyoloji bire bir olarak fertlere ait sorunlarla ilgilenmez; pozitif bir bilimdir ve toplumun bütünüyle ilgilenir.

Sosyoloji Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Sosyoloji, kürsü olarak 19. yüzyılda kurulmuştur. Sosyolojinin 19. yüzyılda akademik bir disiplin olarak doğuşu, uzun zamandır süregelen değişimlere ve bu değişimlerin ardından gelen yıkımlara doğal bir tepkidir. İnsanlar, binlerce yıldır içinde yaşadıkları grupları ve toplumları gözlemlemiş ve bu konuda çeşitli fikirler ileri sürmüşlerdir. Batı’da 16. yüzyıldan itibaren dinsel, siyasal, bilimsel ve felsefi düşünceler değişmeye başlamış, Rönesans ve Reform hareketlerini izleyen Aydınlanma Dönemi, Fransız İhtilali’nin ve Endüstri Devriminin gerçekleşmesinde etkili olmuştur. 18. yüzyılın sonlarında yaşanan Fransız Devrimi ile mevcut toplumsal yapı yıkılmış, kaos ve düzensizlik meydana gelmiş, ‘bireyler Orta Çağ’ın görece düzenli ve daha huzurlu günlerini arar olmuştur’ (Vander Zanden, 1996:9).
Bunu izleyen Endüstri Devrimi ise başta ekonomik ve endüstriyel yapı olmak üzere aile, eğitim, tabakalaşma gibi toplumun temel kurumlarını ve yapısal özelliklerini değiştirmiştir. Bu gelişmeler sonucunda Avrupa toplumunda büyük ölçekli değişmeler yaşanmış, laikleşme, kentleşme ve endüstrileşme hızlanmış, nüfus artmış, sınıfsal yapı değişmiş, kısacası yeni bir toplum yapısı meydana gelmiştir. Yaşanan bu büyük dönüşümle kırsal, bütünleşmiş, durağan toplum yapısı kentsel, kozmopolit, hızla değişen bir yapıya dönüşmüş; geleneksel toplumların yerini modem toplumlar almıştır. Sosyolojinin ortaya çıkmasındaki en büyük etken bu geniş çaplı değişim ve dönüşümdür.
İlk sosyolojik analizler, nelerin ve neden değiştiğini ortaya koymaya ve gelecekte toplum yapısının nasıl olacağını tahmin etmeye çalışan analizlerdir (Coser vd.1983:21).
Sosyolojinin doğuşunda üç temel olay belirleyici bir rol oynamıştır. Bunlardan biri doğa bilimlerinde ve felsefi düşüncede yaşanan gelişmeler, diğer ikisi de 1789 Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi’dir.

AUGUSTE COMTE KİMDİR?

Auguste Comte, sosyoloji ismini öne süren ilk sosyologtur. “Sosyoloji neden diğer bilim dalları gibi bir dal olmasın” tezini savunarak sosyolojinin temelini o zamanlarda attı. Comte yaşadığı çağda altı temel bilimden söz etmiştir. Bunlar genel, basit ve bağımsız olanlardan özel, karmaşık ve bağımlı olanlara doğru sırasıyla şu şekildedir: Matematik, astronomi, fizik, kimya, fizyoloji ve sosyoloji (sosyal fizik). Sosyolojiyi bunların üstünde görmüştür.

Sosyolojiyi Sosyal Statik ve Sosyal Dinamik olmak üzere ikiye ayırır. Sosyal Statik; her toplumdaki göreli istikrarlı ilişkiler ile sosyal yapı üzerinde odaklanır. Sosyal Dinamik ise, insanlığın bir aşamadan diğerine geçmesini, yani toplumdaki değişimi ifade eder.

Comte evrimcidir. Tarihi bir ilerleme süreci olarak görür yani iyimserdir. Comte’ un üç hal kanununa yani evrim kuramına göre toplumlar üç aşamadan geçer;

a)Teolojik aşama
b)Metafizik aşama
c)Pozivitist aşama

Tüm bu fikirlerinin oluşmasında 7 sene sekreterliğini yaptığı Saint Simon’ın etkisi büyüktür. 5 Eylül 1857 tarihinde mide kanseri dolayısıyla hayatını kaybetti.